zaman geçtikçe insan her şeyden daha çok mu korkmaya başlar yoksa korkusuzlaşır mı? pervasız biri umursamaz olmaktan kurtulup yalnızca kendini önemsemekten sıyrılabilir mi? kişi sürekli çekinip sakınmaktan yorulup aniden korkma duygusundan vazgeçebilir mi? spesifik olarak belirlenmiş bir varış noktası olmasa da herkes durmadan bir şeyler elde etmek için çabalar. bu çabayla debelenip durur. sınır tanımaz kişilikler bu yükün altından kalkamaz. buğulu bir hayat hizasına yakın duranlar değil bunlar. onlar kadar uzak değiller mutluluğa. elem bizi bir türlü terk etmiyor diye sızlanıp durmazlar. istedikleri şey ufuktadır, çoğu kez arayıp sorarlar:
- alo, sıfır noktası mı?
- neresi mi?
- sıfır noktası.
- hayır.
- özür dilerim.
karşılaşılan her hayal kırıcı cevapla yeniden dirilmezler. dirilmek için önce ölmek gerekir. oysa onlar ölmeyi de beceremezler. korkmazlar ama korkusuzlaşamazlar. pervadan kurtulamazlar. aniden vazgeçemezler. anılara bulanır, bir duşla tozdan pastan arınamazlar. yarını düşleyip bugünde yaşayamazlar. umursamaz olduklarını zannettikten sonra bile, yenildikleri her darbe karşısında acıyla bir olup ağlaşırlar. bu bencil ruhlar kendilerini, başkasını önemsemeye vakitleri olmadığına inandırırlar. içlerindeki korkuya dair her kalıntı, evet kalıntı, başkasının içine çekilip uzaklara düşer. etkilendikleri kadar etkiler, sarsıldıkları kadar sarsarlar. arzuları infilak ettikçe küllerinden yeniden doğarlar. mümkün oldukça zamana sırnaşıp bulundukları anı durdururlar. ne de olsa onlar, her sanrının fay hattındalar.
Yorumlar
Yorum Gönder