Bazı şeyler karıştırılıyor. Algılar çarpıtılıyor. Bağnazlık böyle anlarda can buluyor sanki. Bir fikrin koyu savunucusu olmak, insanların inandıklarıyla çelişse bile onları kabul etmeye mecbur hissettiriyor. Bireyler kendi düşünceleriyle var olmayı, her şeyden biraz olmayı bilmiyorlar. Ya hep ya hiç ilkesi kanımıza öyle işlemiş ki ters düştüğümüz şeyleri kabullenmeye başlamışız adeta. Kimisi sadece kabullenmekle kalmıyor fikri özümsemiş ve benimsemiş hale geliyor. Bu şahısların kolundan tutup ''Sen kimsin?'' sorusunu sorduğunuzdaysa burun kıvırarak ezberlenmiş bir kaç cümleyi ağızlarında geveliyorlar. Bu topluluklar sadece belli bir kesime de ait değiller. Büyük bir çoğunluğu cahil bile değil. Tabi cehalet tanımı sözlük anlamındakinden başka cümlelerle de tasavvur edilebilir. Ama ortadaki fikir o kadar kişi tarafından kabul gördüyse buna alışılmalı ve bu desteklenmeli zannediyorlar. Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller... Ne fikirleri hür ne de vicdanları... Daya...
bir assolist akımı