Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

köşebaşı durağı: Amsterdam

MUN (Model United Nations) yani Birleşmiş Milletler Simülasyonu nedeniyle geçtiğimiz ay Hollanda'daydım. Hollanda'ya gidip Amsterdam'a uğramadan dönsek hatrı kalırdı. Ama yandaki fotoğraf Amsterdam değil eğitim şehri olarak bilinen ve Türklerin sıklıkla yaşadığı Utrecht. Utrecht aynı zamanda Amsterdam'da gezdiğmiz Van Gogh Müzesin'de yazılana göre Van Gogh için önemli şehirlerden biri. Kanallarıyla, tatlı waffle ve pancake dükkanlarıyla adeta küçük bir Amsterdam'ı andırıyor.   Amsterdam denince su kanallarını bir kenara koyarsak ruha dokunan bir başka manzarası da etkileyici evleri ve mimarisidir. Anna Frank'in de yol üzerinde bulunan eviyle birlikte marijuana kokularıyla sizi ürküterek keyifli bir maceraya sürüklüyor. Rıjksmuseum bence Amsterdam'ın en göz alıcı müzesi. Van Gogh müzesi daha modern olduğundan ve benim tarihi mimariye olan hayranlığımdan dolayı böyle düşünüyorum. Gerek iç gerek dış mimarisiyle, boyutuyla, göz alıcı kütüpha...

UFAK BİR MASUMİYET ÖYKÜSÜ

    Yaralardı onu, ona her dokunduğunda. Fiziksel değil ruhsal bir yaralamaydı bu. Çünkü her ayrıldıklarında -her buluşma sonunda- o, bir yaraymış gibi taşırdı bu dokunuşları, unutmamak için. Bir sonraki buluşmanın ne zaman olacağı her zaman meçhuldü. O, o akşamlarda eve gittiğinde -genelde onu ayakları önce bir meyhaneye götürürdü ama- bir sonraki buluşmayı iple çekmek yerine o günün bitişini düşünür, gözünden akan yaşları başka zamanların aksine o gün engellemezdi. O günler katiyen duş almaz, yatakta her döndüğünde vücudunda ondan kalan hatıralarla kucaklaşır ve o yanındaymış gibi hissetmekten haz alırdı. Onunla aynı yatakta yatacağı, onu koynunda uyutacağı günleri düşler ve kendini uyanık tutmak adına yaptığı çalışmalar sonucu genelde yorgun düşer ve sabaha karşı uyuyakalırdı.             Bu bir sapıklık mıydı? Derin bir aşk mı? Yoksa aşkın kendisi zaten biraz sapıklık mıydı? Yazıyla alakalı dinlenebilecek şarkılar; Teoman - O Sez...

DERİN

mısralar haykırmaya çalıştığım yutamadığım ama ağzımı da açtırmayan oysa biz senle hep o mısralarda buluştuk senden habersiz siyah gözlerin, saçların, kaşların... sen benim ezberlediğim en uzun şiir unutulmaya mahkum ama ulvi bir sancı gibi hatırlandığında can yakan, kan kusturan acı gidişlerin kalışların yok edişerlin baştan yaratışların sensin benim hazin sonum