Oy çokluğuyla aşkın bir uyuşturucu olduğuna karar verilmiştir. Tebrikler! Ya da yatıştıran bir sakinleştirici mi desek? Yoksa kalp atışını hızlandıran bir antibiyotik mi? Belki de bunların hepsi. Aşk ve diğer uyuşturucular. Bir parkinson hastası ölebilir mi? Ya da tedavi edilebilir mi? Ya da ben daha ne kadar süre sevdiğim filmlerin yorumlarını hikayeleştirerek yapıcam :)? Aşk da parkinson gibi tedavisi aranan fakat bir türlü bulunamayan; aynı parkinson gibi öldürmeyen ama yaşadığını bazen unutturan bir hastalık mıdır? Değildir. Aşk ilaçtır. Kimi zaman yan etkileri bulunan bir ilaç. Bağlanma problemi yaşayan, çabuk sıkılan, birine ihtiyacı olduğunu hiçbir zaman itiraf edemeyenlerin ilacı. Hayatı boyunca yalnız olan veya yaptığı hiçbir şeyden dolayı takdir görmeyen, kendi kabuğunda, hayata öfkesini cinsel yolla, uyuşturucularla, alkolle, sigarayla atlatmaya çalışan sefil hayatlar... Hayatımızın ipleri elimizde. Değişim gücü de bizde. İnanması hatta yapması çok zor. Görmesi de o kadar kolay değil. Çünkü insan çektiği acıdan bile zevk almak ister. Ama sadece mutululuğun acıdan çok haz ve keyif yarattığını görenler hayat denen bu uzun ve bilinmez yolda daha cesur olabilirler. Bir sen varsın senden içeri ve de ben, yine senden içeri.
Uzun zamandır bloga yazmak için içerik oluşturuyorum. Bir sürü bulmuş olmama rağmen onları yazarken ne kadar sıkıldığımı ve spontane olmadığı sürece bunu yapmanın bana hiç mi hiç keyif vermediğini fark ettim. Çünkü hobilerin de artık sana keyif vermiyorsa ne için yaşıyorsun ki? Hayat kısa, sandığımızdan daha da kısa. Bazen son birkaç yılın nasıl bu kadar hızlı geçtiğine inanmakta zorluk çekiyorum. Daha hislerini hala taze tutan anılarımın bu kadar geçmişte kalması beni derin bir üzüntü haline sokuyor. Bu kısa yaşam serüveninde kendimize katı kurallar koyarak yaşamaya çalışmayı artık doğru bulmuyorum. Evet, artık... Önceden böyle düşünmezdim. Her zaman her şeyin en iyisi olmak çok büyük önem teşkil ediyordu. Mükemmel olmak gerekir sanıyordum. Hedeflerimi, ideallerimi, ilişkilerimi, hobilerimi buna göre düzenliyor, mutluluğu ikinci plana bırakıyordum. Ya da bunların mutluluk getireceğini zannediyordum. Mühendis ol, avukat ol, doktor ol gibi her kafadan bir ses çıkıyordu. Başkalarının söy...

Yorumlar
Yorum Gönder