Her şey yavan ve herkes. Odalar ışıksız ve gökyüzü. Yıldızlar sönük ve güneş. Anlam karmaşaları gönlümün buhranları. Tatsız sohbetler ve samimiyetsiz. Dalgaların vücudundaki dokunuşlarını göz ardı etmiş ve hissetmemiş. Hissiz. Çıplak ayakları çakıl taşlarında yürürken acımış ve ayakkabı giymiş. Kum saatini ters çevirmiş ve oturup beklemiş. Gelmemiş. Kar küresini sallamış ve her kar tanesiyle birlikte düşmüş. Düşünmemiş. Çırılçıplak bedeni yeter demiş ve dinlememiş. Dünyayı avuçlarına koymuş ve avuçları avuç olmaktan çıkmış. Anlamamış. Ben olmuş, sen olmuş ve o. Sorgusuz zihin ve sualsiz. Beklentisiz. Zaman sırnaşıyor ve hayaller. Hepsini kucaklıyor, seviyor, öpüyor. Açgözlü. Arzuhali, arzusundan anlayan sanıyor. Cahil. Yaşadıkları derlenmez ve yaşattıkları. Aynı. Aynısı. Aynılarından. Gibi. Herkes gibi. Biri. Onlardan biri. Hepsinden biri. Sıradan. Sıradan. Sıradan. Sıradan. Sıradan. Sıradan. Sıradan. Sıradan. Sıradan. Sıradan. Sıradan. Sıradan. Sıradan.
Uzun zamandır bloga yazmak için içerik oluşturuyorum. Bir sürü bulmuş olmama rağmen onları yazarken ne kadar sıkıldığımı ve spontane olmadığı sürece bunu yapmanın bana hiç mi hiç keyif vermediğini fark ettim. Çünkü hobilerin de artık sana keyif vermiyorsa ne için yaşıyorsun ki? Hayat kısa, sandığımızdan daha da kısa. Bazen son birkaç yılın nasıl bu kadar hızlı geçtiğine inanmakta zorluk çekiyorum. Daha hislerini hala taze tutan anılarımın bu kadar geçmişte kalması beni derin bir üzüntü haline sokuyor. Bu kısa yaşam serüveninde kendimize katı kurallar koyarak yaşamaya çalışmayı artık doğru bulmuyorum. Evet, artık... Önceden böyle düşünmezdim. Her zaman her şeyin en iyisi olmak çok büyük önem teşkil ediyordu. Mükemmel olmak gerekir sanıyordum. Hedeflerimi, ideallerimi, ilişkilerimi, hobilerimi buna göre düzenliyor, mutluluğu ikinci plana bırakıyordum. Ya da bunların mutluluk getireceğini zannediyordum. Mühendis ol, avukat ol, doktor ol gibi her kafadan bir ses çıkıyordu. Başkalarının söy...
Kendimi kafkaokur dergisinde bir deneme okuyormuş gibi hissettim
YanıtlaSil