Bizi biz yapan şeyler ne? Aile bağlarımız, politik görüşlerimiz, geleneklerimiz, müzik zevklerimiz, okuduğumuz kitaplar, izlediğimiz filmler, arkadaş çevremiz veya kişisel hobilerimiz dışındaki şeyler bizi biz yapmak konusunda ne kadar iddialı? Birkaç yıl önceki benle şu anki benin çoğu konudaki fikirleri nasıl bu kadar taban tabana zıt olabilir? Haber sitesi gibi soruları sıralamayı bırakırsak aslında bizi biz yapan şeyin sıralanan bu çoğu faktör dışında daha can alıcı bir nokta olduğunu görebiliriz: Anılarımız. Hayatımıza soktuğumuz her insanla yaşadığımız olaylar o an bunun farkına çok varamasak da sonradan şaşırtıcı bir etkiyle ortaya çıkabilir. Hiç samimi olmadığımız babamın halasıyla hayatım boyunca görüştüğümüz o tek günde söylediği bir cümle sonradan bana umulmadık bir anda dönebilir. Hiç eğlenmediğim kadar eğlendiğim o günden hiçbir replik hatırlamazken bir bakışı yatmadan önce hayal edip her öyle hissettiğimde o bakışla gizli gizli buluşabilirim. Bu bizim aslında neden anı kutuları yaptığımızın ya da günlüklerimizi yazmayı normalde aksatırken o günleri yazmamızı açıklayabilir mi? Her gün milyonlarca hayal kurarız farkında olmadan: Hayatımıza bir gün gireceğine inandığımız o mükemmel insanı ya da sonucunda karlı veya mutlu çıktığımız bir başarıyı... Hayallerimizin hepsi kurarken gerçek olacakmış gibi gelirler, sanki o anlar canlıymış hissi verir. Hatta rüyalar bilinç uykudayken görüldüğü için uyandığında kısa bir süre gerçek olmadığına şaşırırsın. Bazen rahatlarsın bazense bu duruma çok canın sıkılır. Anılarımızsa rüyalarımızın veya hayallerimizin gerçekleşip gerçekleşmediğine dair kanıtlar sunar. Bir hayali unutman kimi zaman 5 dakika sürebilirken çoğu anıyı bir ömür unutamazsın. Bu durum Semiha Yankı'nın Seninle Bir Dakika şarkısını çağrıştırıyor. Sevmenin bir ömür sevişmeninse bir dakika sürdüğünü söyleyerek biraz mübalağa sanatına başvurmuş olsa da arzularımızın kısa süreli olaylar olduğunu söylerken duygularımızın peşimizi hiç bırakmayacağını vurguluyor. Anılarımızın gün boyunca en az bir veya iki kez aklımıza gelmesi de bundandır. Issız Adam filmindeki saç tokasının Alper karakterini he şeyin yolunda gittiğini sandığı anda alay edercesine ortaya çıkması ve ona yaşattığı ıstırap alzheimera yakalanılmadığı sürece yaşadıklarımızın veya yaşattıklarımızın ölümümüze kadar bizimle olacağını gösterir. Bunun için insanın karakterini, daha doğru kelimeler seçmek gerekirse düşünce dünyasını en çok etkileyen anılarıdır. Kötü bir anınızı tasavvur ettiğiniz anda ansızın bi' infilak yaşarsınız. Kimi zaman çok şiddetli bir biçimde tecelli eden bu durumdan kimisi ders çıkarır kimisiyse o anı zilyon kere yaşamak üzere gözlerini kapatır ve o dünyada takılı kalır. Dilimizden düşürmediğimiz, her fırsatta bahsetmek istediğimiz anılarımızı 'her şey eskiden daha güzeldi' cümlesiyle bağdaştıranların eskiye takılı kalması ve duygu dünyalarında çöküşlerin meydana gelmesi de çok olağandır. Yani aslında depresyona yeni bir tanım daha getirecek olursak buna ''Anıların yarattığı sarsıntı dolayısıyla kişideki yeniye dönük isteklerin örselenmesi veya yok olması.'' diyebiliriz. Böylelikle benliğimizde bir kapı daha açar ve vereceğimiz kararlara başka bakış açılarıyla bakmaya başlarız. Aman düştüğüm hataya bir daha düşmeyeyim, bu sefer ilişkimde dominant taraf ben olayım, kuzenime bu defa inanmayayım gibi söylemlerle düşünce dünyamızı yönetir ve hayattaki her işte olduğu gibi iyi veya kötü sonuçlar alırız. Anılarımızın hayatımıza etkisi Orhan Pamuk'un bir kitap okuyarak hayatı değişen Yeni Hayat kitabındaki karakterinin okuduğu kitaptan bile daha etkili olduğunu görürüz. Sadece iyiliklerle dolu bir hayat olmadığından dolayı kötü anılarımızın olması da kaçınılmazdır. Pişman olduğumuz ve utanç duyduğumuz anıların hayatımıza etkisi daha büyüktür bile diyebiliriz belki de. Beyaz olmazsa siyahın farkına varamayız öyle değil mi? Anılarımız olmasa da hayatın farkına varamayız.
Son günlerde tanık olduğum videolar, tweetler, fotoğraflar ve haberler yüzünden bu yayını yazmaya karar verdim. Günden güne sosyal medyanın da yardımıyla yaratılan sansasyonlar ile farkındalık kazanması gerekirken gittikçe daha da fevkalade sarsıcı durumlar vuku bulmaya devam ediyor. Az önce bir arkadaşım sayesinde bir video izledim. Şahıs (Ayşe Tükrükçü,47) 9 yaşında amcası tarafından tecavüze uğradığını belirtiyor. Bir günde 3 kere tecavüze uğrayıp anneannesi vücudundaki diş izlerini sorduğunda amcasının da tembihlediği üzere düştüğünü söylüyor. Kahvaltıda annesiyle babası evde olmayan Tükrükçü'yü, amcasının, sofrada kucağına oturtup okşayıp severken bir yandan tecavüz ettiği ifade ediliyor. Tükrükçü olayı annesiyle paylaştığında ''9'' yaşındaki çocuğa annesi, 'kim bilir neler yaptın da amcana suç atıyorsun' tarzı ve daha ağır ifadelerle çocuğa karşı çıkıyor. ''9'' yaşındaki bir çocuğu cinsel arzusu olmak yolunda bir şeyler yapmakla itham...
Yorumlar
Yorum Gönder