her şeye kısa bir mola. yorucu bir yıl. kasvetli bir yıl. ve şimdi 2020'yi kucaklıyoruz. bazen gözümüz yaşlı bazen buruk bir hevesle. evet buruk. 4 ay oldu ama hala yörüngemi bulamadım. başka galaksilerde, gidecek enerjiyi bulmak için debeleniyorum sanki. ve her kıpırdayışımda daha da batıyorum dibe. istemeden en derine indim. şarkılardayım son zamanlarda. orada rahat bir yere yerleşmeye çalışıyorum. ama bir şey batıyor derime. sıyrık değil daha derin bir yara sanki. sürekli acıtmıyor. arada sırada sızlatıyor. sanki göğüs kafesimde bir kirpi var da uzun soluklarımda içime batıyor dikenleri. bu kirpinin sahibi kim peki? bu sorunun cevabını durmadan, duraksamadan arıyorum. birkaç fikrim var ama kimine konduramıyorum, kimini hatırlamak istemiyorum. insanın canını en çok yakan meğer ki en sevdiği anılarıymış. bir anıyı özlüyorum, suratımda hafif bir tebessüm. sonra bir bakmışım gözlerim kan çanağı. sıkılsam da bırakamıyorum işte. kimi zaman bir sigaranın kağıdına sarmak istiyor insan bu acıları. içeyim de duman olup uçsun diye. bir kaçış olsun diye. hatırımda kalmasını seviyorum. ama hatrım kalsın istemiyorum. tanıdığımı sandıklarımı tanıdığım gibi kalsın istiyorum. hislerimi. bazı geceler kahveler, bazı geceler düşler uyutmuyor. kabusları hiçe sayıyorum artık. korkutmuyorlar eskisi gibi. eskisi gibi. her şey çok farklı şimdi. bir yıl önce bugün bu saatte nar yiyordum. nasıl hatırladım bunu? yine bir an-ı hatırlattı. yediğim en lezzetli nardı. ya da değildi. ama tatlı bir sohbetin tadı yansımıştı. iki yıl önce bugün mü? e onu da hatırlayamam ki canım. canım. en sevdiğim sözcüklerden biri. sıradan ama yoğun. başkasının değil benim canım. bir insana 'benim' diye hitap etmekten farkı yok aslında. bir can bir ruha mahsussa, canım da sana özgüdür. her sözcük özeldir. sen anlam yüklediğin sürece. peki bu yıl bana özgülenmiş olan ne? başıboş gezen ayaklarım. kuruyan dudaklarım. morlaşan göz altlarım. olamayan çalışma şevkim. yine bir bilinmezliğe sürükleniyor işte. cevapsız sorgulamalar. sazımın telleri acıklı acıklı ağlarken benden nasıl beklerler yaralarımı sarmadan uyumamı?
Son günlerde tanık olduğum videolar, tweetler, fotoğraflar ve haberler yüzünden bu yayını yazmaya karar verdim. Günden güne sosyal medyanın da yardımıyla yaratılan sansasyonlar ile farkındalık kazanması gerekirken gittikçe daha da fevkalade sarsıcı durumlar vuku bulmaya devam ediyor. Az önce bir arkadaşım sayesinde bir video izledim. Şahıs (Ayşe Tükrükçü,47) 9 yaşında amcası tarafından tecavüze uğradığını belirtiyor. Bir günde 3 kere tecavüze uğrayıp anneannesi vücudundaki diş izlerini sorduğunda amcasının da tembihlediği üzere düştüğünü söylüyor. Kahvaltıda annesiyle babası evde olmayan Tükrükçü'yü, amcasının, sofrada kucağına oturtup okşayıp severken bir yandan tecavüz ettiği ifade ediliyor. Tükrükçü olayı annesiyle paylaştığında ''9'' yaşındaki çocuğa annesi, 'kim bilir neler yaptın da amcana suç atıyorsun' tarzı ve daha ağır ifadelerle çocuğa karşı çıkıyor. ''9'' yaşındaki bir çocuğu cinsel arzusu olmak yolunda bir şeyler yapmakla itham...
Yorumlar
Yorum Gönder